Yazan: Himmet KAYA
Türkiye’nin dört bir yanında, yıllarca bu ülkenin taşına toprağına emek vermiş, fabrikasında çark döndürmüş, tarlasında ter dökmüş milyonlarca emeklimiz bugün Cumhuriyet tarihinin en ağır ihanetiyle karşı karşıya.
İktidarın büyük bir lütufmuş gibi sunduğu, sadaka kültürünün bir parçası haline getirdiği o 1000 liralık artış, aslında bir zam değil emekliye kesilen bir sefalet fermanıdır.
Müjde Değil, Hakaret!
Mutfaktaki yangının bir yangın olmaktan çıkıp artık bir enkaza dönüştüğü bu dönemde, emekliye reva görülen bu rakam halkın gerçeklerinden ne kadar kopulduğunun en somut kanıtıdır.
Bir kilo etin, bir aylık kira artışının, temel gıdanın yanına yaklaşılmadığı bir düzende, emekliye "bin lira ile idare et" demek, "Sen artık bu toplumun bir ferdi değilsin, görünmez ol ve sessizce yok ol" demektir.
Bu, açıkça bir ölüm mahkumiyetidir. Çünkü beslenemeyen, ısınamayan, torununa bir çikolata dahi alamayan, hastane masrafları altında ezilen bir emekli, iktidarın gözünde sadece birer istatistikten ibarettir.
Çözüm Sadaka Değil, İnsanca Yaşam Ücretidir!
Emeklimizi pazar kuyruklarında, hastane kapılarında ve ucuz ekmek kuyruklarında ömür tüketmeye mahkum eden bu düzeni kökten değişmeli.
Emekli maaşlarını asgari ücretin altına düşürmeyen, enflasyon canavarına ezdirmeyen ve her şeyden önemlisi insanca yaşam sınırının üzerine çıkaran bir sistemi inşa edilmeli.
İktidarın "kaynak yok" yalanlarına inanmıyoruz. Kaynak var! O kaynak bir avuç yandaşa, rantiyeye ve israfa akıtılan paradır. Ancak o kaynağı gerçek sahibi, halkktır!
Bu halk, kendine sırt çevireni unutmaz. Emekliyi ölüme mahkum edenler, tarihin karanlık sayfalarında halkını açlığa terk edenler olarak anılacaktır.
Saygılarımla.